1. YAZARLAR

  2. Ahmet PAMUK

  3. Tarihten Bugüne Devlet Adamlığı
Ahmet PAMUK

Ahmet PAMUK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihten Bugüne Devlet Adamlığı

A+A-

Yaşanan dünyanın mevcut devlet adamları profiline ve bunların hareket tarzı ve söylemlerine bakınca, eski dünyayı daha da bir arar hale geliyor insan. Zira binyıllar öncesinden gelen kadim devlet gelenekleri ve bunun yaşatıcıları olan insanların düşmanlarına dahi ne denli nezaket ve insani bakış içerisinde olduklarını göstermekte. Bu kişilerin devlet adamlıklarının da tek vasıfları olmadığı, aynı zamanda bilimde ve sanatta da çağının önderi ve zirvesi olmuş kişiler olabildikleri zamanlar yaşamış dünya. Belki de biz en kısır ve en sıkıntılı yılları yaşıyoruz bu anlamda. Dünyanın hakimi kabul edilen ABD’nin başkanı olan zatın yazdığı mektup, hem üslup hem dil ve hem de devlet geleneği açısından bir hayli tartışıldı ve tartışılacak da. Bu adamın her hareketi gaflar ve saçmalıklar silsilesi olarak tarihi kayıtlara geçiyor ve bunun karşısındaki bir çok lider de maalesef ondan rol çalıyor. Ve tarih bu çapsız ve agresif adamların tahakkümü altında yazılıyor maalesef.

İşte bu bağlamda, tarihi bir figür olarak çokça anlatılagelen ama pek tanımadığımız bir şahsı, bugünün devlet adamlarına örnek olması açısından anlatmak niyetindeyim.

Uluğ Bey, 22 Mart 1393 tarihinde Sultaniye’ de doğmuştur. Asıl adı Mehmet Torgay´dır. Timur‘un torunudur ve Timur İmparatorluğu’nun 2. hükümdarı olan Şahruh’un oğludur. 13 yaşında iken Horasan ve Maveraünnehir eyaletlerine hakan naibi oldu. Başkent seçtiği Semerkant’ta, müstakil bir hükümdar gibi hareket etti.

1446 yılında babası hükümdar Muînüddin Şah Ruh´un ölümü üzerine hükümdar oldu. Saltanat yılları sırasında matematik ve astronomi ile yakından ilgilendi. Fen bilimleri ve astronomiye merakı, kendisini dünya tarihinin en büyük astronomlarından biri haline getirdi.

Uluğ Bey hakan olunca, Osmanlı Devleti ile münasebetlerini sıklaştırmaya ve geliştirmeye gayret etti. İki Türk ülkesi arasında elçiler, gidip gelmeye başladı. O, savaştan çok kendisini bilime adamış bir hükümdardı. Sarayına zamanın bilginlerini topladı ve onları korudu. İnceleme için Çin’e kadar heyetler gönderdi. Uluğ Bey Semerkant’ta bir medrese, bir de rasathane yaptırdı. Astronomi ilminin gelişmesine çalıştı. Bu rasathane orta çağdaki astronomi bilgisini en yüksek düzeye ulaştırdı.

Uluğ Bey´in yeryüzünde toprak almak gibi bir ihtirası pek yoktu. Onun bütün merak ve hevesi, yeryüzünde değil, gökyüzündeydi. Ülkeler fethetmekten ziyade, gökyüzü âleminde araştırmalar yapmayı, gök kubbenin sırrını çözmeye çalışmayı tercih ediyordu.

İktidarı döneminde, Başta Semerkant ve Buhara olmak üzere tüm ülke, Türk mimarisinin seçkin eserleriyle donatıldı. Bir akademi haline getirdiği sarayı, devrin meşhur alimlerinin toplanıp bilimsel tartışmalar yaptığı ve eserler hazırladığı bir mekan oldu.

Uluğ Bey zamanında yeni astronomi aletleri yapılmış, eski aletler geliştirilmişti. IX. ve X. yüzyılda bir usturlab ile ancak 43 işlem yapılırken, Uluğ Bey zamanında geliştirilen usturlab, 1000’den fazla işlem yapıyordu. Uluğ Bey’in usturlabının çapı 40 metre idi.

Uluğ Bey, bu arada gökyüzünün bir de haritasını yapmayı başarmıştı. Bu gökyüzü haritası, kendisinden sonra gelecek nesillere astronomi çalışmalarında ışık tutacak, onlara rehber olacaktı.

İlhanlılar zamanında yapılan rasatları tekrar gözden geçiren ve 12 yıl boyunca rasat yapan Uluğ Bey, 1437’de, büyük eseri Uluğ Bey Zic ’ini yazdı. Bu eser, daha önce yazılan zic ’lerin yanlışlarını düzeltiyor ve yıldızların hareketlerini daha mükemmel gösteriyordu. Uluğ Bey’in bu eseri 1665’te Oxford’da İngilizce ve 1853’te de Fransızca olarak basıldı.

Milletlerarası Astronomi Derneği de Ay yüzeyindeki bir kratere onun adını verdi. Beş ülkenin astronomlarından ve özellikle Ay’a uydu gönderen ülkelerin uzmanlarından oluşan bir komisyonun hazırladığı Ay Haritasında, üç Türk astronomunun adları da yer alır. Büyük bir kratere Uluğ Bey adı verilmiştir.

Uluğ Bey, 27 Ekim 1449 tarihinde kendisine isyan eden oğlu Abdüllatif Mirza tarafından Semerkand’da 56 yaşında iken öldürüldü.

İşte kısa ömrüne sığan onca iş ve bıraktığı onca eserle bir devlet adamı profilinin tarihten günümüze yansıması.

Dileriz ki, bu çapta devlet adamları hem bizde ve hem de tüm dünyada neşet etsin ve dünya daha yaşanabilir bir hale gelsin. Zira bu gidişin sonunda kaos ve kandan başka bir şey görünmüyor.

Selametle kalınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar