1. YAZARLAR

  2. Av. Ömer Furkan Demir

  3. Çoklu baro uygulamasından, Avukatlar kadar vatandaşlarda olumsuz etkilenecek
Av. Ömer Furkan Demir

Av. Ömer Furkan Demir

Avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

Çoklu baro uygulamasından, Avukatlar kadar vatandaşlarda olumsuz etkilenecek

A+A-

Çoklu baro uygulamasından, Avukatlar kadar vatandaşlarda olumsuz etkilenecek

Öncelikle beyan etmek gerekir ki; yapılması düşünülen değişiklik, her ne kadar sadece baroları ve avukatları ilgilendiriyor gibi görünse de, sonuçları itibariyle değişiklik tüm topluma etki edecektir. Zira Baroların, avukatların haklarını korumak ve mesleğin itibarını artırmak gibi asli görevleri yanında vatandaşların hak ve özgürlüklerinin koruması yönünde topluma bakan görevleri de vardır. Barolar mahiyetleri itibariyle toplumsal ve kamusal görev icra eden, vatandaş ve yargı makamları arasında köprü olan kurumlardır.

Kadına yönelik şiddet olaylarında gereken tedbirlerin alınması ile mağdur kadınların haklarının korunması, İnsan Hakları ihlallerinin mümkünse önlenmesi değilse zararlarının giderilmesi ve sorumluların hukuk dâhilinde hesap vermesi, her dönemde korunmaya muhtaç durumda olan çocukların fiziksel ve cinsel istismarının önlenmesi ve benzeri bir çok konuda faaliyet göstermek avukatlığın ve baroların topluma bakan görevlerindendir.

Tam bu noktada tek bir baro topluma son derece olumlu katkı yapabilecek kuvvete sahipken, sayıları arttırılmış ve numaralandırılmış ama etkileri azaltılmış birden çok baro zayıf kalacak, ses getiremeyecek, etkin mücadeleye girişemeyecek ve toplumsal artı değer üretemeyecektir.

Bunun yanında; çoklu baro sisteminde vatandaşın ücretsiz avukatlık hizmeti aldığı zorunlu avukatlık ve adli yardım müesseseleri de olumsuz etkilenecektir. Mevcut haliyle yani tek baro varken bile bu müesseselerden tam randıman alınamazken, birden çok baronun sisteme dahil olmasıyla bu müesseseler bırakın çözüme katkı sağlamayı sorunun kendisi haline gelecek ve tabi bundan zararı avukat değil vatandaşlar görecektir.

Dolayısıyla konuya avukatların özlük hakları ve Barolara meslek örgütü olarak bakmak büyük hata olur. Konu önemlidir, toplumsaldır ve her vatandaşın huzur içinde yaşamasının ön koşulu olan hukuk devleti ile ilgilidir.

BAROLAR BİR FİKİR KULÜBÜ, BİR KÜLTÜR VEYA TARAFTAR DERNEĞİ DEĞİLDİR. TARAFLI OLMALARI ADALET DUYGUSUNU ZEDELER.

Konunun özellikle hak arama hürriyetine ve hukukun tarafsızlığına temas eden öyle hassas noktaları var ki, adalet sisteminin tarihinde olmadığı kadar eleştirildiği ve sisteme duyulan güvensizliğin arttığı bu dönemde; şayet meclise sunulan haliyle değişiklik yapılırsa adalet sistemine olan güvensizlik –pandemi döneminin moda deyimle- pik yapacaktır.

Çoklu baro uygulamasına geçilmesi durumunda; devlet adına hareket eden görevlilerinin kamu gücünü toplumun değil kendilerinin veya mensubu olduğu siyasi-dünyevi görüşün veya etnik kökenin çıkarları doğrultusunda kullanmalarının denetlenmesi ve bununla mücadele edilmesi hususunda, diğer toplumsal konularda olduğu gibi Barolar itibarsızlaştırılmış ve etkileri azaltılmış olacaktır.

Aynı şekilde sistemin değiştirilmesi durumunda yeni baroların (sendikalar örneğinde olduğu gibi) tamamen siyasi kimliklere bürünmesi ve toplumda sancıları gittikçe daha fazla hissedilen kutuplaşmaya hizmet etmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bu haliyle barolar meslek örgütü olmaktan ziyade siyasi partilerin bir organı durumuna dönebilecektir. Böyle bir durum; hem baroların bağımsız ve etkin hak arama faaliyeti yapmasına engel olacaktır hem de bu durum mahkemeler üzerinde de ciddi bir baskı oluşturacaktır. Mahkemelerin zaten sorgulanan bağımsızlığı ve tarafsızlığı daha fazla zedelenecektir. Mahkeme kararları arasında avukatların mensup oldukları barolara göre tamamen birbiri ile çelişen kararlar ortaya çıkacaktır. Sadece bu dönemde değil, ilerleyen zamanlarda da iktidarı elinde bulunduran siyasi görüşe yakın barolar, siyasi iktidarın baskı ve tahakkümü altında kalan mahkemelerce kollanacak, kanaatimizce hukuk sistemimizde telafisi imkansız zararlara yol açacaktır.

Bu noktada parantez içinde belirtmek gerekir ki, meclise sunulan çoklu baro teklifinde baroların siyasi kimliği ön plana çıkmaması için–tedbir mahiyetinde- numaralandırılmış baro uygulamasını öngörülmüştür. Yani örneğin “Milliyetçi Baro” , “Devrimci Baro” veya “Cumhuriyetçi Baro” isimli barolar olmasın diye barolara isim değil numara verilmesi ve baroların numaraları ile anılması teklif edilmiştir. Sadece bu “baroların numaralandırılması” hususu bile teklifi hazırlayanların baroların siyasileşeceğini öngördüklerini ve tedbir almaya çalıştıklarını ortaya koymaktadır. Ancak bu tedbirin yeterli olmayacağı da alenen ortadadır.

Yine aynı şekilde; vatandaşa hak arama mücadelesinde yardımcı olan avukatlar çoklu Baro sisteminde siyasi kimlikleri nedeniyle sadece mahkemelerde değil her türlü kamu kurum ve kuruluşunda çifte standartla karşılaşacaktır. Burada bahsedilen çifte standart siyasi ve dini görüş farklılığı da olabilecektir, etnik köken veya mezhepsel bir farklılıkta olabilecektir. Yani sol’cu memur sağ görüşlü baroya mensup avukatın işini yapmazken, milliyetçi memur Kürt kökenli avukatların kurduğu baroya mensup avukata sorun çıkarabilecektir veya hak etmediği bir kolaylık sağlayabilecektir. Veya örneklerin tam tersi gerçekleşebilecektir. Burada da etkilenen avukatın kendisi değil, avukata vekalet veren iş sahibi vatandaş olacaktır.

BAROLARLA İLGİLİ MEVCUT SİSTEM,

MEVCUT ŞARTLARDA EN SAĞLIKLI VE TARAFSIZ OLANDIR.

Çoklu Baro Sisteminin sakıncaları sadece bu anlatınlar değildir ve konuya siyasi bakmayan tüm aklı selim hukuk insanlarının (ve tüm Baroların) ittifak ettiği gibi mevcut durum, getirilmek istenen durumdan daha adil ve verimlidir ve doğru olandır. Zaten hukuk sistemlerinin düzeni ve gücü ile adından söz ettiren hiçbir ülkede çoklu baro sistemi veya benzeri bir uygulama bulunmamaktadır.

Net bir şekilde söylenebilir ki; “Çoklu” olmak, Baroların mahiyetine ve varoluş sebebine aykırıdır. Elbette bizim sistemin aksayan yönleri vardır ve siyasi partiler tarafından bu aksaklıklar dile getirilebilir ve değiştirilmesi için faaliyete girişilebilir. Ama bu yöndeki çabaların sebebi; taraflı baro oluşturmak, oluşturulan taraflı barolarla parti siyasetini desteklemek olmamalıdır.

Siyasetin toplumsal hayatta en uzak durması gereken konu adaletin bağımsızlığı ve tarafsızlığıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.